PSİKANALİZE GİRİŞ KAYNAKALRI OKUMALARI EBRAR SABAK KARABULUT

Psikanalize Giriş Kaynakları: Psikanaliz Okumaya Nereden Başlanır?

Psikanalize Giriş Kaynakları: Psikanaliz Okumaya Nereden Başlanır? Bu, özellikle psikanalizle yeni tanışanlardan en sık duyduğum sorulardan biri. Fakat cevap vermesi göründüğünden biraz daha zor. Çünkü psikanalitik literatür, Freud’un yüz yılı aşkın süre önce yazdığı ilk metinlerden başlayıp bugün birbirinden oldukça farklı kuramsal geleneklere uzanan geniş bir düşünce alanını kapsıyor.

Üstelik psikanalizi okumaya başlamak, yalnızca birtakım kavramların tanımlarını öğrenmek anlamına gelmiyor. Bilinçdışı, dürtü, savunma, aktarım, nesne, benlik ya da tekrar gibi kavramlar birbirlerinden bağımsız başlıklar değil; zaman içinde birbirlerini dönüştüren ve ancak aralarındaki ilişkiler görülmeye başladığında anlam kazanan bir düşünce sisteminin parçaları.

Bu nedenle bu listeyi bir “okunması gereken kitaplar” listesi olarak değil, psikanalitik düşünceye giriş için küçük bir okuma haritası olarak hazırladım.

Buradaki kitapların hepsini sırayla okumanız gerekmiyor. Bazıları ilk karşılaşma için oldukça elverişli; bazıları Freud’un kendi metinlerine eşlik ediyor; bazılarıysa Freud’dan sonra psikanalizin hangi yönlere doğru geliştiğini görebilmek için daha anlamlı.

1. Psikanalize giriş: Önce bir harita edinmek

Psikanalizle ilk kez karşılaşıyorsanız doğrudan Freud’un metinleriyle başlamak mümkün. Fakat Freud’un kavramlarının zaman içerisinde değiştiğini, bazı fikirlerinden vazgeçtiğini, bazılarını yeniden formüle ettiğini düşünürsek, önce genel bir harita edinmek okumayı ciddi ölçüde kolaylaştırabilir.

Jean-Michel Quinodoz — Freud’u Okumak

Başlangıç için önereceğim kaynakların başında Freud’u Okumak geliyor.

Quinodoz’un yaptığı şey Freud’un düşüncesini birkaç temel kavrama indirgeyerek özetlemek değil. Freud’un belli başlı metinlerini kronolojik olarak takip ediyor; metinlerin ortaya çıktığı tarihsel ve biyografik bağlamı gösteriyor ve kavramların Freud’un düşüncesi içerisindeki dönüşümünü izliyor. Kitap ayrıca Freud-sonrası psikanalizde bu fikirlerin nasıl yankılandığına da işaret ediyor. baglam.com

Bu özelliği nedeniyle kitabı Freud’un yerine okunacak bir özet olarak değil, Freud okurken masanın üzerinde tutulabilecek bir yol arkadaşı gibi düşünüyorum.

Çünkü Freud’u okumadaki temel güçlüklerden biri, bugün tek bir bütünmüş gibi söz ettiğimiz “Freud kuramı”nın aslında onlarca yıl boyunca değişmiş olmasıdır. Quinodoz bu gelişim çizgisini görünür hale getiriyor.

Kimlere öneririm? Psikanalize yeni başlayanlara ve Freud okumak isteyen fakat metinler arasında nasıl bir sıra kuracağını bilemeyenlere.


Ali Algın Köşkdere — İnsanı Anlamak İçin Psikanaliz

Daha çağdaş bir dille temel kavramlara giriş yapmak isteyenler için oldukça kullanışlı bir başlangıç kitabı.

Köşkdere kitabı üç temel eksen etrafında kuruyor: dürtüler ve benlik, psikoseksüel gelişim, kendilik ve nesne ilişkileri. Dolayısıyla okur yalnızca klasik Freudcu kavramlarla karşılaşmıyor; psikanalitik düşüncenin daha sonraki gelişmelerine doğru da ilerleyebiliyor. baglam.com

Bence kitabın başlangıç aşamasındaki okur açısından önemli tarafı, psikanalizin bazen fazlasıyla soyutlaşabilen terminolojisini bir çerçeveye oturtması. Kavramları ilk kez öğrenirken “Bütün bunlar birbirine nasıl bağlanıyor?” sorusunun cevabını kurmaya yardımcı oluyor.

Bu nedenle Freud’un özgün metinlerine geçmeden önce okunabileceği gibi, Freud okurken kavramları yerine oturtmak için de kullanılabilir.


Charles Brenner — Psikanaliz: Temel Kavramlar

Brenner’ın kitabı psikanalizin klasik kuramsal çatısını daha sistematik biçimde görmek isteyenler için önemli kaynaklardan biri.

Ruhsal nedensellik ve bilinçdışı süreçlerden başlayarak dürtüler, ruhsal aygıt, rüyalar ve psikopatoloji gibi klasik psikanalitik başlıklara doğru ilerler. Scribd

Burada Köşkdere ile Brenner arasında küçük bir ayrım yapmak mümkün: Köşkdere günümüz okuruna daha yakın bir giriş sağlarken, Brenner klasik psikanalitik kuramın iskeletini daha belirgin biçimde gösterir.

Dolayısıyla “kavramları biraz daha sistematik öğrenmek istiyorum” diyen biri için iyi bir ikinci basamak olabilir. Nitekim Brenner’ın temel ilkelerinin psikanalize giriş programlarında da kaynak olarak kullanılmaya devam ettiğini görüyoruz.


Raşit Tükel — Freud Okumaları 

Psikanalize giriş kaynakları: Freud’u okumak yalnızca Freud’un ne söylediğini bilmek değil, metin içerisinde kavramların nasıl kurulduğunu takip etmeyi de gerektiriyor.

Freud Okumaları bu noktada özellikle Türkçe okuyanlar için Freud’un düşüncesine yaklaşırken eşlik edebilecek kaynaklardan biri.

Ben bu tür ikincil kaynakları Freud’un yerine geçirmekten ziyade Freud’a geri götüren metinler olarak değerlendirmeyi daha anlamlı buluyorum. Bir kavramın açıklamasını okuduktan sonra Freud’un ilgili metnine dönmek, psikanalitik düşüncenin nasıl kurulduğunu çok daha görünür hale getiriyor.


Neslihan Zabcı & Şeyda Postacı (Ed.) — Çocuk ve Ergen Psikanalizi: Kuramcılar ve Kavramlar

Başlığındaki “çocuk ve ergen” ifadesi nedeniyle yalnızca çocuklarla çalışan klinisyenlere yönelikmiş gibi düşünülebilir. Oysa çocuk psikanalizinin tarihi, aynı zamanda psikanalitik kuramın dönüşümünün de önemli bir parçasıdır.

Çocuk analizinden doğan tartışmalar zamanla yetişkin psikanalizini de değiştirmiş; gelişim, erken nesne ilişkileri, oyun, simgeleştirme ve erken ruhsal yaşam hakkındaki düşünceler psikanalizin genel kuramına taşınmıştır. Kitap da kuramcıları kronolojik bir hat içerisinde ele aldığı için bir tür tarihsel rehber olarak okunabiliyor. YouTube

 


2. Bir noktadan sonra Freud’u Freud’dan okumak

Psikanalize giriş kaynakları Giriş kitapları önemli; fakat psikanalizle ciddi biçimde ilgilenmek isteyen biri için bir noktadan sonra Freud’un kendi metinlerine dönmenin yerini hiçbir ikincil kaynak tutmuyor.

Burada benim başlangıç için önerim Freud’un en zor metinlerinden birini seçmek yerine, kendisinin psikanalizi anlatmak üzere verdiği konferanslardan başlamak.

Sigmund Freud — Ruhçözümlemesine Giriş Konferansları

Freud’a nereden başlayacağını bilemeyen birine önerebileceğim en anlamlı başlangıçlardan biri.

Bunun önemli bir nedeni metinlerin konferans niteliğinde olması. Freud burada karşısında psikanalizi henüz bilmeyen bir dinleyici olduğunu varsayarak ilerler.

Sürçmelerden rüyalara, bilinçdışından belirti oluşumuna ve nevrozlara doğru adım adım ilerlerken aslında okura psikanalitik düşünme biçiminin nasıl kurulduğunu gösterir.

Bu nedenle yalnızca “Freud ne düşünüyordu?” sorusunun cevabını değil, Freud’un gözlemden kurama nasıl geçtiğini de görmeye başlarız.

Sigmund Freud — Ruhçözümlemesine Yeni Giriş Konferansları

Bunu ilk konferansların devamı olarak düşünmek daha doğru.

Aradan geçen yıllarda Freud’un kuramı ciddi biçimde değişmiştir. Dolayısıyla Yeni Giriş Konferansları, aynı düşünürün yıllar sonra kendi kurduğu alanı yeniden anlatmasını okumak gibi.

İlk konferanslardan sonra okunması, psikanalitik kuramın sabit bir sistem olmadığını çok güzel gösterir. Freud’un düşüncesindeki değişimi görmek, sonraki psikanalitik okulları anlamak açısından da önemli bir hazırlık sağlar.


3. Freud’un kendisini ve psikanalizin doğduğu dünyayı anlamak

Kuramları yalnızca kavramlardan ibaretmiş gibi okumak bazen onları fazlasıyla steril hale getiriyor. Oysa psikanaliz belirli bir tarihsel, kültürel ve kişisel bağlamın içerisinde ortaya çıktı.

Bu nedenle okuma listesine birkaç farklı türden kaynak eklemeyi özellikle önemsiyorum.

Adam Phillips — Freud Olmak: Bir Psikanalistin Gelişimi

Psikanalize giriş kaynakları Bu kitap klasik anlamda kapsamlı bir Freud biyografisi değil.

Phillips daha çok şu sorunun peşinden gidiyor: Freud nasıl Freud oldu?

Freud’un doğumundan yaklaşık elli yaşına kadarki yaşamına odaklanırken, bir yandan da psikanalizin insanın kendi yaşamı hakkında anlattığı hikâyeleri sorgulayan bir düşünce olduğunu hatırlatıyor.

Bu nedenle kitabı özellikle kuramsal okumaların arasına yerleştirmeyi seviyorum. Freud bir anda “kuramın kurucusu” olmaktan çıkıp fikirleri belirli ilişkiler, çatışmalar, meraklar ve tarihsel koşullar içerisinde oluşan bir insan haline geliyor.

Psikanalizi yalnızca kavramlar üzerinden değil, bir düşüncenin doğuşu üzerinden okumak isteyenler için güzel bir ara durak.


Cogito, Sayı 9 — Yüzyılın Psikanalizi

Tek bir kuram kitabından ziyade psikanalizi kültür, düşünce tarihi ve farklı tartışmalar içerisinde görmeye imkân veren bir özel sayı.

Bu nedenle baştan sona okunması gereken bir ders kitabı gibi değil, zaman zaman geri dönülebilecek bir eşlikçi kaynak gibi düşünülebilir.

Özellikle psikanalizin yalnızca klinik odada gerçekleşen bir tedavi yöntemi olmadığını; sanat, edebiyat, kültür ve insan bilimleriyle sürekli konuşan bir düşünce geleneği olduğunu görmek isteyenler için iyi bir genişleme alanı açıyor.


Juan-David Nasio — Psikanalizin Yedi Büyüğü

Psikanaliz Freud’la başlıyor ama Freud’la bitmiyor.

Ferenczi, Groddeck, Klein, Winnicott, Dolto ve Lacan gibi isimlere doğru ilerlediğimizde aynı temel soruların ne kadar farklı cevaplar üretebildiğini görmeye başlıyoruz.

Nasio’nun kitabının buradaki işlevini bir “son söz” olarak değil, isimlerle tanışma kitabı olarak görüyorum. Bir kuramcıyla karşılaşır, düşüncesinin temel yönlerini görür ve ardından ilginizi çeken ismin özgün metinlerine doğru ilerlersiniz.

Bu nedenle psikanalizin Freud’dan sonra neden tek bir okul olarak devam etmediğini anlamak açısından iyi bir kavşak.


4. Psikanalizin kuramsal haritasını genişletmek

Başlangıçta Freud’un düşüncesini öğrenirken bir süre sonra başka isimler ortaya çıkmaya başlar: Klein, Winnicott, Fairbairn, Sullivan, Kohut, Kernberg…

Ve çoğu okur tam burada yeniden kaybolur.

Bu aşamada ihtiyaç duyulan şey artık temel kavramlar sözlüğü değil; psikanalizin Freud’dan sonra hangi kollara ayrıldığını gösteren bir haritadır.

Stephen A. Mitchell & Margaret J. Black — Freud ve Sonrası: Modern Psikanalitik Düşüncenin Tarihi

Bu listedeki en önemli yol haritalarından biri olduğunu düşünüyorum.

Kitap Freud’dan başlayarak ego psikolojisi, kişilerarası psikanaliz, Klein ve çağdaş Kleincı düşünce, İngiliz nesne ilişkileri geleneği, kendilik psikolojisi ve daha çağdaş tartışmalara uzanan geniş bir çerçeve sunuyor. Üniversitelerde psikodinamik/psikanalitik kuram derslerinde de temel kaynaklardan biri olarak kullanılması kitabın bu haritalandırıcı niteliğini gösteriyor.

Fakat bence kitabın asıl gücü kuramcıları birbirinden kopuk biçimde sıralamaması.

Bir kuram neden ortaya çıktı? Önceki kuramın hangi sorununa cevap vermeye çalıştı? İnsan zihnine ilişkin varsayım nerede değişti?

Bu sorular görünür hale geldiğinde psikanaliz tarihi, ezberlenmesi gereken isimlerden oluşan bir kronoloji olmaktan çıkıyor.

Özellikle nesne ilişkileri, çağdaş Kleincı düşünce veya ilişkisel yaklaşımlara doğru ilerlemek isteyen biri için Freud’dan sonraki manzarayı görmek adına oldukça yararlı.


Psikanalitik Kurama Giriş

Bu kitabı listenin ilk sırasına değil, biraz ilerisine koymam bilinçli.

Freud’un düşüncesini belirli ölçüde tanıdıktan sonra kuramsal yapıyı yeniden toplamak, ilk okumada gözden kaçabilecek bağlantıları görünür hale getiriyor. Üstelik oldukça yalın dilli keyifli bir kaynak.


5. Psikanalizi canlı bir tartışma olarak okumak: Psikanaliz Yazıları

Bu listede özellikle Psikanaliz Yazıları dizisine de yer vermek istedim.

Çünkü yalnızca klasik metinleri okumak bazen psikanalizin tamamlanmış bir kuram olduğu yanılsamasını yaratabiliyor. Oysa psikanaliz hâlâ tartışılan, yeniden yorumlanan ve klinik deneyimle değişmeye devam eden bir alan. Ben bir

Psikanaliz Yazıları 12 — Psikanalitik Psikoterapiler: Psikanaliz ve Toplum

Bu tür tematik sayılar, belirli bir konunun farklı psikanalitik bakışlardan nasıl ele alınabildiğini görmek açısından kıymetli.

Özellikle klinik alanda çalışanlar için teorinin seans odasında nasıl başka sorulara dönüştüğünü takip etmeye yardımcı oluyor.

Psikanaliz Yazıları 17 — Aktarım ve Karşıaktarım

Aktarım ve karşıaktarım, psikanalitik klinik düşüncenin merkezindeki kavramlardan.

Bu başlıktaki okumalar yalnızca tanımları öğrenmek için değil, analistin/terapistin kendi zihninde ve ilişkide olup biteni klinik bir veri olarak nasıl düşünmeye başladığını görmek açısından önemli.

Psikanaliz Yazıları 36 — Psikanaliz ve Yorum

Tüm Psikanaliz yazıları, psikanaliz buluşmları ve psikanalzi konferansları serilerini incelemekte fayda var. bu eserler sürekli yenilenen çağdaş psikanalistler tarafından kaleme alınan çok kıymetli metinlerle dolu.


Peki gerçekten nereden başlamalı?

Bütün bu kitapları görünce başlangıçtaki soru yeniden ortaya çıkabilir: “Peki önce hangisini okuyacağım?”

Tek bir doğru sıra olduğunu düşünmüyorum.

Ama psikanalizle hiç tanışmamış bir okur için mümkün olduğunca yumuşak bir güzergâh önermem gerekse şöyle ilerlerdim:

İnsanı Anlamak İçin Psikanaliz
↓
Freud’u Okumak
↓
Ruhçözümlemesine Giriş Konferansları
↓
Ruhçözümlemesine Yeni Giriş Konferansları
↓
Freud ve Sonrası

Buraya ulaştıktan sonra artık herkesin yolu biraz ayrılabilir.

Kimi okur Melanie Klein’ın erken ruhsal yaşama ilişkin düşüncelerine yaklaşmak isteyecek; kimi Winnicott’a, kimi Lacan’a, kimi çağdaş nesne ilişkilerine, kimi aktarım ve karşıaktarım gibi doğrudan klinik meselelere yönelecek.

Bence olması gereken de bu.

Çünkü bir noktadan sonra psikanaliz okumak, hazırlanmış bir listeyi tamamlamak değil; kendi sorularınızın peşinden gitmeye başlamaktır.

Psikanaliz okurken küçük bir öneri

Son olarak, özellikle ilk kez psikanaliz okuyanlara önemli bulduğum bir öneri bırakmak isterim:

Her şeyi ilk okumada anlamaya çalışmayın.

Psikanalitik metinler çoğu zaman doğrusal ilerlemez. Bir kavram başka bir kavramı gerektirir; bugün anlamadığınız bir paragraf altı ay sonra yaptığınız başka bir okumayla yerine oturabilir.

Bu yüzden bazen altını çizip devam etmek gerekir.

Freud’a geri dönmek, aynı metni birkaç yıl sonra yeniden okumak, bir kuramcıyı başka bir kuramcı üzerinden tekrar düşünmek bu alanın doğasının bir parçasıdır.

Belki psikanalitik literatürü diğer birçok kuramsal alandan ayıran şeylerden biri de budur. Okuduğumuz metin değişmez ama bizim onu okuyabildiğimiz yer değişir.

Ve zaman içerisinde psikanalizi okumak yalnızca bilinçdışı, dürtü, savunma, aktarım ya da nesne ilişkileri gibi kavramları öğrenmek olmaktan çıkar.

Yavaş yavaş insanı, ilişkiyi ve klinik karşılaşmayı başka türlü düşünmeye ve başka türlü dinlemeye başlarız.

Ebrar Sabak Karabulut
Psikoterapist