25 Kasım: Kelebekler’in Günü

 

Bundan tam 40 yıl önce Kolombiya’da gerçekleştirilen Latin Amerikalı ve Karayipli Kadınlar Kongresi’nde kadınlar; 25 Kasım tarihini, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan ettiler.  1999 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun da resmileştirmesiyle 25 Kasım, kadın mücadelesinin önemli tarihlerinden biri haline geldi. Peki neden özellikle 25 Kasım ve ‘’Kelebekler’’ ’in bu özel günle ilgisi ne?

 

Dominik’te Yayılan Kelebek Etkisi

Eski Dominik Cumhuriyeti Başkanı Rafael Leónidas Trujillo Molina, 31 yıl boyunca iktidarda kaldı. Yönetimi süresince, karşıt görüşteki vatandaşlarına insan haklarına aykırı ve demokratiklikten uzak yaklaşımı sebebiyle protesto edildi. İktidarlığı süresince 30.000’den fazla kişiyi idam etti. Dominik toplumunun büyük çoğunluğunun diktatör olarak nitelendirdiği ve tarihe de diktatör olarak geçen Trujillo, kadınlara olan yaklaşımıyla da çizdiği karakteri pekiştiriyordu.

 

Beğendiği kadınların iradelerini iktidar olmanın getirdiği güç ve buna bağlı tehditlerle ellerinden alan Trujillo; katılmayı zorunlu hale getirdiği partilerinde beğendiği kadınları kendisiyle birlikte olmaya zorluyordu. Bu partilerden birinde Minerva Mirabal -kod adı Kelebek– ile tanıştı. Tanışmalarını takip eden sürede bu zorunlu partiler devam etmekteydi. Bu zorunlu bir araya gelişlerde Minerva’yı birliktelik için her fırsatta taciz eden Trujillo, Minerva’dan bir tokat yedi. Bu olaydan sonra Minerva ve ailesinin hayatını yaşanmaz hale getirebilmek içinse elinden geleni yapmaya başladı.

 

Küçülen Koza Yırtılıyor

Atılan tokattan sonra babalarının haftalarca gözaltında tutulmasıyla; Minerva, ablası Patria ve kardeşi Maria Teresa kendilerini anti-Trujillo hareketinin içinde buldular. Eşleriyle birlikte bildiriler dağıtmaya başlayan Mirabal kardeşlerin ismi direniş gruplarında böylelikle bilinir hale gelmeye başladı. Minerva’nın ‘’Kelebek’’ lakabı diğer kardeşlere de sıçradı ve ‘’Kelebekler’’ olarak anılmaya başlandılar.

Diktatörlüğe karşı sergiledikleri direniş sebebiyle, Kelebekler ve eşleri defalarca tutuklandılar. Mal varlıklarına el koyulan, tehdit edilen ve tutukluluk sürelerinde insanlık dışı muamele gören Mirabal kardeşler, tüm bunlara rağmen mücadeleden vazgeçmedi. İstedikleri şey basitti: Herkes için adaletli ve insanca bir yaşam.

 

25 Kasım 1960

Trujillo  2 Kasım’da yaptığı konuşmada, ülkenin en büyük sorununun Kilise ve Mirabal Kardeşler olduğunu söyledi. Çok açık bir şekilde hedef gösterilen Mirabal Kardeşler ise senelerdir yaptıkları gibi geri adım atmayarak mücadelelerine devam etmekteydi. Trujillo’nun bu söyleminden 23 gün sonra; yani 25 Kasım 1960’da eşlerini hapishanede ziyaretten dönen Kelebekler’in yolu, Trujillo yandaşları tarafından kesildi. Trujillo yandaşları, döverek öldürdükleri Mirabal Kardeşler’in bedenlerini kaza süsü vermek için arabaya geri yerleştirdi. Daha sonra da arabayı uçurumdan aşağıya attılar. Resmi kayıtlara trafik kazası olarak geçen bu cinayetleri de halka kaza olarak duyurdular.

 

Kaza haberi toplumda büyük bir öfkeye sebep oldu. Direnişin en bilinen yüzlerinden olan Mirabal Kardeşler’in öldürüldüğünü düşünen halk direnişi büyüttü. Böylelikle Trujillo diktatörlüğü 30 Mayıs 1961’de Trujillo’nun suikastıyla sona erdi.

 

Son olarak Mirabal Kardeşler’den geriye, tüm bu süreçte aktif olmasa da destek olan Dedé Mirabal kaldı. Dedé, direnişe hayatlarını veren kardeşlerinin hikayelerini dünyaya duyurdu. 2009 yılında ‘’Bahçelerinde Yaşıyorlar’’ isimli anı kitabıyla Mirabal ailesinin yaşadığı tüm olayları ölümsüzleştirdi.

 

 

 

 

Diğer yazılarımız; www.insancaakademi.com/blog/

 

Benzer içerikler için İnstagram sayfamızı ziyaret etmeyi unutmayın!