DEPREM İÇİMİZDE Mİ?

İÇİMİZDEKİ DEPREM ‘VİCDAN’

DEPREM VE VİCDAN KAVRAMI

Deprem, yer sarsıntısı veya halk arasında zelzele şeklinde ifade edilmektedir. Yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerjidir. Bu enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsmasıyla gerçekleşmektedir. Beklenmedik şeklinde ifade edilmesi, tam olarak ne zaman olacağı tarih ve saat itibariyle bilinmemektedir. Mevcut gözlemler sonucunda olasılıklar ve ihtimaller bilim adamları tarafından ifade edilmektedir. Bilim adamları tarafından önlemlerin arttırılması ve dikkatli olunması gerektiği ilgili kurumlara resmi olarak bildirilmektedir.

Vicdan, kişinin kendi niyeti veya davranışları hakkında değerlendirme yapmasıyla başlamaktadır. Kişinin kendi ahlaki değerlerini temel olarak almaktadır. Aynı zamanda kişilerin yaptıkları veya yapacaklarını ölçüp biçtiği bir kişilik özelliğini olarak ifade edilmektedir.

TOPLUMSAL VİCDAN

Vicdan kavramı toplumsal ve kavramsal olarak birçok alan ile ortak ilişki içerisinde bulunmaktadır. Vicdan sadece bireylere yüklenmiş kişisel özellik olarak ifade edilmemelidir. Edildiği takdirde kişilerin bunu bir tercih meselesi haline getirmesi de olası bulunmaktadır.

Kişinin niyet ve davranışlarının kötü oluşu etrafındaki bireyleri de etkilemektedir. Bireyler negatif yönlü etkilendiği takdirde nitelik ve nicelik bakımından sistemlere göre değişmekle beraber suç ihlallerini oluşturmaktadır. Bu durum sistem içerisinde mevcut bireylerin ahlaki açıdan aynılaşmasını da beraberinde getirmektedir.  Dolayısıyla suç ihlali sayılan unsurların tamamının hafifletilmesi, göz ardı edilmesi gibi vicdani kusurları ortaya çıkarmaktadır.

Yani vicdan sadece bireylerin kişisel niyetlerinin çok üstünde bir temele ihtiyaç duymaktadır.

İnsanlar, toplum içindeki sistem yapılarına bakıldığında yönetim anlayışları ve inanç sistemleri tarafından etkilenmiş gibi görünmektedir.  Bu etkileşim bulunmasa bile vicdan kavramı sadece kişisel bir deneyim oluşturması sebebiyle de eksik kalmaktadır.

Toplumlar bireylerden oluşur ve tek bir bireyin vicdani kusuru bütün bir toplumu etkilemektedir. Bu durum çok önem arz etmekte olup, bütün bir toplum başka toplumlar tarafından kötücül ifadeler ile temsil edilebilmektedir. Bu durumda beraberinde kutuplaşma, yönelme, aykırılık, dışlanma gibi bir dolu kavramı oluşturur. Bu kavramlar bireyler üzerinde birliktelik anlayışını etkiler ve bireylerin katılaşmasına sebep olur. Bireyler üzerindeki katılaşmış tutumlar aynılığı getirerek toplumsal, hukuksal alanlardaki vicdani kural ihlallerinin ve yanlışların artmasına sebep olur.

DEPREM VE VİCDAN İLİŞKİSİ

Deprem veya herhangi bir doğa olayı ya da felaket için bireysel sorumluluktan ziyade toplumsal sorumluluk önem arz etmektedir.

Çünkü bireyler kendi kendilerine varlıklarını sürdürememektedir. Bireyler bir oluşuma ihtiyaç duyarlar buda mevcut toplumlar içerisinde birlik olma hali ile gerçekleşir.

Doğal afetler coğrafi olarak o topluma ait geçmişten günümüze kadar gelmiş, kabul görmüş, fizyolojik yapılardır ve değiştirilememektedir.

İnsan doğası gereği barınma, giyinme ve korunmaya ihtiyaç duyar bu da bireylerin oluşturduğu topluluklarla sağlanmaktadır.

Sistemlerin oluşturduğu politikalarda bunları gerçekleştirmeyi kolaylaştırmak için varlıklarını sürdürmektedir. Fakat günümüz politikaları ahlaki ve vicdani açıdan sadece mevcut üst kademe bireylerin daha lüks ve refah içerisinde yaşamlarını sürdürmeleri için politikalar gütmektedir.

Halbuki amacın bu kadar basit olduğu sistem politikaları uygulansa mevcut toplulukların ihtiyaç-sal eksikliklerinin dahi bulunmayacağı aşikardır. Bunun gerçekleşmemesindeki en büyük eksik ise ‘toplumsal vicdan’ kavramının yeterli ölçüde sosyal ve siyasal alanda yer bulamamasıdır.

İçimizdeki vicdani depremlerin daha fazla hesap verilemeyecek boyuta gelmemesi umuduyla.

 

İnsanca akademi YouTube hesabında gezinerek yeni hikayeler keşfedebilirsiniz.

 

 

Bu yazı, İnsanca Akademi Editör Ekibi’nden Mine Güven tarafından düzenlenmiştir.