İletişim Diyagramı Ve Toksik İlişkiler Anatomisi

İletişim Diyagramı Ve Toksik İlişkiler Anatomisi

İletişim Diyagramı

Kişiler arasında aktarım sağlanarak meydana gelen duygu, düşünce veya haberleşmenin en önemli unsuru iletişimdir. Özellikle insanoğlunun yaşamsal faaliyetlerini sürdürürken telefon, internet gibi birtakım araçlar ile iletişimin ölçütlerini belirlediği ağlar karşılıklı ilişkilerin ana hatlarını belirlemektedir. İlişkiler bu ağların ortaya çıkardığı hatlarla şekillenmektedir. Tıpkı suyun yüzeyine inen bir damlanın etrafında meydana getirdiği daire gibi.

Duygusal etkileşim dünyasının en önemli faktörü iletişim, karşılıklı ilişkilerde anlaşmanın ve bütünleşmenin merkezinde yer almaktadır. Soyut ya da somut halde bir seyir halini alan ilişkilerin bireysel ve toplumsal açıdan dizilimi ise sosyal anlayışın ritmini belirleyici bir nitelik göstererek şekil kazanmaktadır. Örneğin, bir kitabın sayfaları arasında biriken düşünceler, bir filmin en etkili sahnesi, bir doğa olayının kişiler arasında bıraktığı his ya da dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir buluş… Kısacası akla ve hayale dayanan her olgu ya da olay. Bunlar düşünceler bütününü oluşturarak gönderici ve alıcı arasında çarpışacaktır. Böylece büsbütün kendi örüntüsünü meydana getirecektir. Böylelikle iletişimin aldığı bu örüntü bir diyagram yaratarak ‘’iletişimin diyagramı’’ modelini gözler önüne serecektir.

Peki, iletişim diyagramı zamanla nasıl bir toksik ilişkiler anatomisine dönüşecektir?

Toksik İlişkiler Anatomisi

Eylem ya da sözle kişinin tabiatında oluşan olumsuz düşünce eğilimi olarak ifade edilen ‘’toksik’’ kavramı kimi kaynaklarda ‘’zehirli’’  anlamıyla karşımıza çıkmaktadır. Toksik kavramı günümüzde çok katmanlı bir görüntü haline gelmiştir. Bu kavram ilişkiler üzerindeyse oldukça yıpratıcı ve aşılmaz boyutlarda görülebilmektedir. Kişiler arası iletişimin perspektifinden bakıldığında bireylerin iletişimde ortak alanlar aracılığıyla bir kümede yer alması ya da ortak sayılabilecek bir faktör sonucunda bir fikir anestezisi sunması gerekmektedir.

İletişimin yarattığı bu olgu bir süre sonra bireyler arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirmektedir. Böylelikle uzun ya da kısa vadede bir arada bulunmalarına davetiye çıkarmaktadır. Ancak iletişimin aldatıcı olgusu, toksik anatominin zamanla gelişim gösteren yakınlaşma eğilimiyle bütünleşir. Beraberindeyse kaybetme, yalnızlık ya da dışlanma korkusunun bağımlılık duygusunu harekete geçirdiğini gösterir. Ve zamanla bu duygu iç dünyamızdan dışarı bir pencere gibi açılır. Adeta sabit kişilikli yaratıklara dönüştürür bizi. Sahnelenen bu kişilik kuzunun kurda teslim edildiği mazoşist bir ikilemdir. Bu ikilem sıcağı sıcağına çarpıştığı bir noktada bağımlılık gösterisi sunmaktadır. Artık kaçış yoktur. Teslimiyet ve bağımlılık vardır. İşte günümüzdeki ilişkilerin özeti de böyle toksik ilişkilerin anatomisi ile sahnelenmektedir. Ve bu ilişkilerin kurban psikolojisi bağımlı bir hareketin teslimiyeti ile harmanlanarak prangalanmaktadır.

 

Bu yazı İnsanca Akademi editör ekibinden Simge Güney tarafından düzenlenmiştir.

Benzer içerikler için YouTube sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.